Bir gün Allah'ın (c.c.) rahmet ve mağfiretini yaptığı
duayla yalnız kendisine
ve Allah'ın Resulüne ait kılan bir kişiye Peygamberimiz
(a.s.m.) şöyle buyurdular:
"Allah'ın (c.c.) lütuf ve rahmet dairesini çok
darlaştırdın."
***
32. HâLâ
Efendimiz (a.s..m.) buyuruyorlar ki: "Bir adamın
yaşı kırkı geçtiği halde hâlâ sevabı günahını
geçmiyorsa, hayrı şerrine galip bulunmuyorsa,
şeytan bu adamın karşısına geçer alnından öper,
'Benim sadık dostum,' diye tebessümle bakar!"
***
33. İKİSİNİ
DE AFFEYLE
Sahabilerden biri Hz. Ebu Bekir'in yanına gelip ona
şöyle diyerek bir dua etmiş:
"Çok günahkârım, benim için dua eder misin?"
Hz. Ebu Bekir Efendimiz de şu şekilde bir dua
etmiş:
"Yâ Rabbi, bir günahkâr bir diğerinden dua istiyor,
ikisini de affeyle."
***
34. ALLAH'IN
TAKDİRİNDEN Mİ KAÇIYORSUN?
Suriye'ye gelen Hz. Ömer, burada veba salgını olduğunu
öğrenince geri dönmek istedi.
Geri dönme kararı aldığı için Hz. Ebu Ubeyde
Hz. Ömer'e itiraz etti ve:
"Allah'ın takdirinden mi kaçıyorsun?" diye sordu.
Bu soruya Hz. Ömer'in cevabı şu oldu:
"Keşke bunu senden başka biri söyleseydi. Evet,
ben Allah'ın bir takdirinden diğer
takdirine kaçıyorum."
***
35. SENİ
KILIÇLARIMIZLA DOĞRULTURUZ
Huzeyfetübnü'l-Yemân anlatıyor:
Bir gün Hz. Ömer'in yanına gittiğimde onu üzgün
ve düşünceli bir halde gördüm. Ve hemen:
"Ey mü'minlerin halifesi, seni üzen şey nedir?"
diye sordum.
Bu soruma Hz. Ömer şu cevabı verdi: "Ben bir
kötülük yaptığımda, bana olan korku ve saygı
sebebiyle, içinizden beni yaptığımdan men eden
kimse çıkmaz diye endişe ediyorum."
Bunun üzerine ben de ona şöyle dedim.
"Allah'a yemin ederim ki; biz senin Haktan ayrıldığını
gördüğümüzde seni bundan men ederiz.
Eğer sen böyle bir durumda o şeyden vazgeçmezsen
bu kez seni kılıçlarımızla doğrulturuz."
Bundan sonra Hz. Ömer biraz rahatladı ve sevincini
şöyle dile getirdi:
"Bana, yoldan saptığımda beni düzeltecek arkadaşlar
veren Allah'a (c.c.) hamd olsun."
***
36. SIRTIMDAN
GEÇİNMEK Mİ İSTİYORSUN?
Hz. Ömer divan kurup askerleri ve hak sahiplerini
sırayla bir liste halinde yazdırmaya başlayınca
kendi kabilesinden bir grup gelerek: "Sen
halifesin, Hz. Peygamberden sonraki sıraya kendini ve
aileni yazdırman gerekir," dediler. Bunun üzerine
Hz. Ömer şöyle dedi:
"Beni manen iflas ettirip sırtımdan geçinmek
mi istiyorsunuz?.. Araplar, Resülüllah (a.s.m.) sebebiyle
şeref kazanmışlardır. Ona soy bakımından ne kadar
yakın olursak olalım, Allah'a yemin ederim ki;
diğer milletler iyi amel ile gelir de biz amelsiz
gelirsek, kıyamet gününde onlar, Hz. Peygamber'e
bizden yakın olacaklardır..."
***
37. NASIL
HESABA ÇEKER?
Biri, Hz. Ali Efendimize (r.a.) gelerek: "Ya
Ali! Allah bu kadar insanı nasıl hesaba çeker?"
diye sorduğunda Hz. Ali'den şu cevap almış: "Nasıl
rızıklandırıyorsa, öyle."
***
38. O
BENDEN BÜYÜKTÜR
Hz. Abbas'a soruldu: "Sen mi büyüksün, yoksa
Hz. Peygamber mi?"
Peygamberimizin amcası olan Hz. Abbas, şu cevabı
verdiler:
"Ben ondan önce doğdum; ama O (a.s.m.) benden
büyüktür."
***
39. NASIL
BİLİR?
Biri Hz. Aişe Validemize sormuş: "Ey Mü'minlerin
annesi,
bir insan kendisinin iyilerden olduğunu nasıl
bilir?"
Hz. Aişe Annemiz: "Kendisinin kötülerden
olduğunu bildiği zamn," diye cevap vermiş.
Bunun üzerine aynı şahıs: "Peki kendisinin
kötü insanlardan olduğunu nasıl bilir?" diye sormuş.
Hz. Aişe Annemiz bu kez de şöyle demiş:
"Kendini iyilerden gördüğü zaman."
***
40. RESÜL-İ
EKREM'İN (A.S.M.) MİRASI
Günün birinde Ebu Hureyye (r.a.) sokakta gördüğü
insanlara:
"Burada boşu boşuna ne dolaşıp duruyorsunuz?
Mescide koşun; orada Resül-i Ekrem'in (a.s.m.)
mirası bölüşülüyor. Siz de alın," der. Bunu işiten
kişiler hemen mescide giderler. Ama orada
herhangi bir mal varlığının paylaşıldığını göremeyince
de geri gelip, Ebu Hureyre'ye (r.a.):
"Biz senin söylediğin gibi bir taksim görmedik,"
derler. Ebu Hureyre (r.a.):
"Peki ne gördünüz?" diye sorar. Onlar da:
"Mescidde kimi Kur'an okuyor, kimi zikir yapıyor,
kimi ilim öğreniyor," derler.
Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a.) şöyle der:
"İşte Resül-i Ekrem'in (a.s.m.) mirası odur..."