51. BU HARAP EVDE Mİ OTURUYORSUNUZ?
"Siz bu harap evde mi oturuyorsunuz?" diye sormuştu. Fatıma Sultan'ın cevabı şu oldu:
"Evet, biz bu harap evde oturuyoruz. Yalnız bizim
böyle bir evde oturmamız sizlerin
mâmurelerde yaşamanız içindir..."
52. SADE
YAŞAMANIZIN SEBEBİ
"Ey mü'minlerin halifesi! Siz bütün imkânları
elinde bulunduran bir halifesiniz. İsterseniz,
istediğiniz gibi giyinir, istediğiniz gibi de
kuşanabilirsiniz. Hal böyle iken siz böyle yaşamıyorsunuz.
Böylesine sade yaşamanızın sebebi nedir?" diye
sorduklarında Halife Ömer bin Abdülaziz'den şu
cevabı almışlar:
"İktisadın efdali, varlık zamanında olandır,
affın efdali de, ceza vermeye muktedir iken yapılandır."
53. RÜŞVET
YERİNE GEÇER
Bu küçük hediyesini kabul etmesi için de ısrar
ediyordu. Halife, bu ısrara rağmen hediyeyi
alamayacağını vurgulamaktaydı. Bir ara misafir,
halifeye:
"Peygamberimiz bile hediyeyi kabul ederdi," deyince, Halife bunun üzerine misafirine şöyle dedi:
"Evet, Peygamberimize verilen elbetteki hediye
idi. Yalnız, bize verilenler rüşvet yerine geçer."
54. BEN
ÖLÜMDEN KORKUYORUM
"Ben ölümden korkuyorum," dediğinde ondan şu
cevabı almış: "Aslında sen malını geride bıraktığın
için korkuyorsun; malını ileriye göndermiş olsaydın
peşinden gitmeyi isterdin."
55. EN
BECERİKSİZ İNSAN
O da bu soruya şu cevabı vermiş: "En aciz,
en beceriksiz insan; dost aramayandır.
Ondan daha acizi, daha beceriksizi ise, bulduğu
dostu kaybedendir."
56. İŞTEN
BİLE DEĞİL
Hicaz heyeti de vatmış. Bu heyette bulunan bir
genç o heyet adına söz söylemek isteyince,
Ömer nin Abdülaziz (r.a.):
"Senden büyükler dururken senin söz söylemen uygun
olur mu?" diye sormuş.
Genç, şöyle cevaplandırmış halifenin sorusunu:
"İnsan iki küçük uzvuyla insandır: Kalbi ve dili.
Allah'ın kendisine açık bir dil,
temiz bir kalp verdiği kimse söylemez de kim
söyler? Söylemekve öne geçmek hakkı yaşlıların
olmuş olsaydı, sizin yerinize o tahta oturacak
birçok yaşlı bulmakişten bile değildi."
57. DEVELERİMİ
KALBİME BAĞLAMAM Kİ
Namazda iken develerimi otlatıyor, onlarla ilgileniyorum.
Oysa siz benden daha zenginsiniz.
Peki siz ibadet zevkine nasıl erişiyor, ibadetlerinizi
huşu içerisinde nasıl yapıyorsunuz?" diye sormuş.
İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri şöyle cevap
vermişler:
"Ben develerimi kalbime bağlamam ki; ahıra bağlarım..."
58. SONUNU
KENDİ HAZIRLIYOR
bir hadiseyi de anlatıyor: "Bizim bir koşumuz
vardı. Edepsiz bir rafizi olan komşumuz iki tane de
katır edinmişti. Bu katırlardan birine 'Ömer,'
diğerine de 'Ebu Bekir,' ismini vermişti.
O, katırların yanına varınca; "Ömer, şöyle
yap, Ebu Bekir, böyle dur,' şeklinde konuşur,
sıkıştığı zaman da te'villi sözlerle kendini
kurtarırdı...
Bunları duyunca biz son derece üzülürdük, dedem
ise:
"Siz bu adama karışmayın, bu sonunu kendisi hazırlıyor,"
der, böylelikle hem kendini, hem de bizleri
sakinleştirdi. Biz bu şekilde sabırla beklerken
bir sabah erkenden bir haber geldi.
Gelen haberde şöyle deniliyordu:
"Gidin bakın, onu 'Ömer' öldürmüştür," dedi.
Biz de gidip baktık gerçekten Ömer ismini verdiği
katır öldürmüştü onu. Bu haberi de dedeme ulaştırınca
o şöyle dedi:
"Ömer'le uğraşılmaz, onun, mukabelesi peşin ve
sert olur!"
59. GÖZLERİNİZ
NE ZAMAN KÖR OLDU?
peştemalını tam örtmemiş, tesettürüne riayet
etmeyen birinin hamama geldiğini görür görmez
gözlerini kapatmıştı. Bir yandan da yıkanan İmam-ı
Azam Hazretleri, bir ara su tasını kaybetti.
El yordamıyla onun su tasını aradığını gören
tesettürüne tam riayet etmeyen şahıs,
tası bulup kendisine vererek şöyle dedi:
"Yâ İmam! Söyler misiniz, sizin gözleriniz ne
zaman kör oldu? Şimdiye kadar böyle bir durum
söz konusu değildi." Ebu Hanife Hazretleri ise
şu cevabı verdi:
"Senin bu tesettürsüzlüğünü gördüğüm andan itibaren
gözlerim kör oldu.
Şayet sen tesettürüne dikkat eder, kendine çeki
düzen verirsen gözlerim yine eskisi gibi görebilecek,
böylece ben de tasımı, tarağımı aramaktan kurtulmuş
olacağım."
Bunun üzerine o şahıs örtülmesi gerekli olan
kısımları tamamen kapattı.
Az sonra da İmam, gözlerini açtı ve şöyle dedi.
"Şükürler olsun, gözlerim açıldı. Bir daha da
tesettürsüz gelmez inşaallah."
60. HAKKINI
HELAL ET
değiştirerek karşı tarafa geçtiğini görünce sormuş:
"Beni görünce neden yolunu değiştirdin?" Soruya muhatap olan şahıs utana sıkıla:
"Size olan borcumu hâlâ ödeyemediğim için sizden
utanıyorum. Ben bu yüzden sizi görünce
yolumu değiştirmek için karşıya geçtim. Sizinle
karşılaşmaktan uyanıyorum," demiş.
Bunun üzerine İmam-ı Azam Hazretleri şöyle demiş:
"Bundan sonra bana artık herhangi bir borcun yok.
Şu andan itibaren bana olan borcunu siliyorum.
Bu zamana kadar beni her gördüğünde seni huzursuz
ettiğim için bana hakkını helâl et."
| Anasayfaya dön | Konulara dön |
| Sadakat.Net©İslami web hizmetleri | |
| Anasayfaya dön | Konulara dön |
| Sadakat.Net©İslami web hizmetleri | |