01. Bölüm - 02. Bölüm - 03. Bölüm - 04. Bölüm - 05. Bölüm - 06. Bölüm - 07. Bölüm
08. Bölüm - 09. Bölüm - 10. Bölüm - 11. Bölüm - 12. Bölüm - 13. Bölüm - 14. Bölüm
15. Bölüm - 16. Bölüm

61.  ONUN  BOYNUZLARI  VAR İmâm-ı Azam Hazretleri, bir gün kendisine doğru gelmekte olan
bir hayvana yol verip kenara çekilmiş. Orada bulunanlar Ebu Hanife'ye
niye kenara çekildiğini sorduklarında ondan şu cevabı almışlar:

"Onun boynuzları var, benim ise aklım." ***
62.  BEN  FAKİR  DEĞİLİM
Zenginlerden biri, İbrahim bin Edhem Hazretlerine bir kese altın getirmiş
ve takdim ederken şöyle demiş:

"Bunu kabul buyurun." İbrahim bin Edhem Hazretleri:
"Ben fakirden bir şey almam," demiş. Zengin olan şahıs:
"Ben fakir değilim ki," diyerek kendisinin zengin olduğunu
ima edince ise İbrahim bin Edhem Hazretleri şu soruyu sormuş:

"Peki bu sahibi olduğun servetten daha fazlasına sahip olmak ister misin?"
Zengin olan şahsın:
"Elbette," diye cevap vermesi üzerine şöyle demiş İbrahim bin Edhem Hazretleri:
"Peki bu hâlin fakirlik değil de nedir? Sen bana verdiğin şeye, benden daha fazla muhtaçsın." ***
63.  BEN  O  YÜZDEN  AĞLIYORUM
Behlül Dânâ, bir gün Harun Reşid'in huzuruna gelmiş. 
O sırada Halife tahtında olmadığı gibi odasında da yokmuş.
Fırsattan istifade eden Behlül Dânâ
tahtageçip oturmuş. Biraz sonra koruma görevleri bakmışlar ki;
tahtta biri oturuyor, onu hemen oradan aşağı indirmişler ve başlamışlar dövmeye.
Bir müddet sonra, Halife gelince bakmış ki, Behlül ağlıyor...  Hemen sormuş:
"Niçin ağlıyorsun, ne oldu?" Halife, muhatabından cevap alamayınca koruma 
görevlerine sormuş aynı soruyu: "Ne oldu buna?"  Görevliler şöyle demişler:

"Ey Mü'minlerin Emiri, bu sizin makamınızda oturuyordu. Biz de akıllansın diye bir iki vurduk,
o yüzden ağlar."  Behlül, söze karışıp Halifeye şöyle demiş:

"Hayır!  Ben o yüzden ağlamıyorum, senin için ağlıyorum. Ben ömrümde bir kez bu
makama oturduğum için bu dayağı yedim. Sen ki; her gün oturuyorsun,
acaba ne kadar dayak yiyeceksin?" ***
64.  NEDEN  BOŞUNA  PARA  ALIYORSUN ?
İmam Ebu Yusuf'a birisi öğrenmek istediği bazı konulardan sorular sormuş.
Ebu Yusuf, soruların bazılarına:  "Bilmiyorum" cevabını vermesi üzerine sorduğu soruların 
bir kısmına cevap alamayan şahıs:  "Bilmiyorsun madem devlet hazinesinden neden
boşuna para alıyorsun?"  diye fırça atmaya kalkınca, Imam Ebu Yusuf şöyle diyerek
muhatabını susturmuş:

"Ben devlet hazinesinden bildiklerim için para alıyorum. Bilmediklerim için para almış
olsaydım devlet hazinesinde para kalmazdı." ***
65.  DİĞERİNİN  İKİ  GÖMLEĞİ  VARDI
Fudayl bin İyaz anlatıyor:
"Rüyamda bir gün Muhammed bin Vâsi ile Yusuf bin Esbat'ı gördüm.
İkisi de Cennetin kapısı önünde bekliyorlardı. 
Ben de 'acaba hangisi daha önce cennete girecek' diye merakla onlara bakıyordum.
Az sonra da Yusuf bin Esbat, Muhammed bin Vâsi'den önce Cennete girdi.
Ben oradaki bir meleğe:  "Niçin Yusuf bin Esbat Cennete daha erken girdi?"
diye sordum. O melek bana şu cevabı verdi:

"Onun bir gömleği diğerinin ise iki gömleği vardı." ***
66.  İSABET  OLDU
Behlül Dânâ Hazretleri, av yaparken Harun Reşid'in hedefi ıskaladığını görünce:

"Büyük isabet oldu efendim,"  der.

Halife'nin kendisine şaşkın baktığını görünce de sözünü şöyle sürdürür:

"Yani kuşun hayatı açısından isabet oldu." ***
67.  SİZİN  VASITANIZLA
Bir gün Halife Harun Reşid'in huzurunda devrin musikişi naslarından olan İbrahim Musuli
Efendi yeni bestelediği bir güfteyi okur. Okunan bu güfte halifenin çok hoşuna gittiği için:

"Çok güzel ,"  der. "Allah sana ihsan etsin."  Bunun üzerine İbrahim Musuli Efendi, şöyle der:

"Allah'ın bize ihsanı sizin vasıtanızladır efendim."

Bu söz Halife'nin çok hoşuna gider ve üzerine düşeni yerine getirir. ***
68.  HANGİSİ  DAHA  GÜZEL
Harun Reşid, bir gün Yusuf' iki yemek ismi söyledi.  Sonra da:
"Bunların hangisi daha güzeldir?  diye sordu. Ebu yusuf:

"Ey Mü'minlerin Halifesi! Sözünü ettiğiniz yemeklerin hangisinin en güzel olduğunu
ben tatmadan bilemem ki..."  Bu sözün üzerine Halife, sözü edilen yemeklerden
birer tabak getirtti. Ebu Yusuf hangisinin daha güzel olduğuna karar verebilmek için
bir ondan bir diğerinden tatmaya başladı. Tabaktaki yemeklerin bitmesine az kala
Ebu Yusuf, Harun Reşid'e dönüp şöyle dedi:

"Ey Mü'mimlerin Halifesi! Ben birbirleriyle böylesine yarışan hasım görmedim.
Tam birini birinci ilân edeceğim, hemen diğeri devreye girip bir başka delil takdim ediyor." ***
69.  DAHA  GÜZEL
Mu'tasım bir gün veziri Hâkân'ı ziyarete gitmiş. O sırada henüz olan Hâkân'ın oğlu Fetih'e,
Halife şöyle sormuş:  "Mü'minlerin emirinin sarayı mı, yoksa babanın sarayı mı daha güzel?"
Fetih ise şu cevabı vermiş:

"Mü'minlerin emiri içinde olunca, babamınki daha güzel." ***
70.  DAHA  DEĞERLİSİ
Halife Mu'tasım'ın çok değerli bir yüzüğü varmış. Bir gün nedimlerinden birine bu yüzüğü
gösterip:  "Dünyada bundan daha kıymetli bir şey gördün mü?  diye sormuş.
Halife'nin sorusuna muhatap olan kişi:

"Evet efendim," demiş. Sonra da Halife'nin şaşkın bakışları arasında şöyle devam etmiş
sözlerine:  "O yüzükten daha değerlisi, o yüzüğü takan parmaktır."
Anasayfaya dön Konulara dön
Sadakat.Net©İslami web hizmetleri
Anasayfaya dön Konulara dön
Sadakat.Net©İslami web hizmetleri
Anasayfaya dön Konulara dön
Sadakat.Net©İslami web hizmetleri