71. ONU KIRK YILDIR ARIYORUM
"Ben onu kırk yıldır arıyorum; ama bir türlü bulamıyorum
ki."
72.
NE ZAMANA KADAR?
kalemini ve mürekkebini hiç bırakmamış. Yaşlandığında
onun bu hâlini gören biri:
"Ey Ebu Abdullah! İlim açısından oldukça bilgilisin.
Hal böyle olmakla beraber elinden
hâlâ kalemini ve mürekkep şişesini hiç düşürmüyorsun.
Bu ne zamana kadar böyle devam
edecek?" diye dormuş.
Ahmed bin Hanbel şöyle cevaplandırmış bu soruyu:
"Mezara kadar!"
73.
DEVASI OLMAYAN DERT
"Dünyada devâsı olmayan bir dert var mı?" diye
sorduklarında ondan şu cevabı almışlar:
"Derdin devâsızı, iyinin kötüye muhtaç olmasıdır."
74.
DOĞRU SÖYLÜYORSUN, DERSİN
"Sen çok susturucu cevab bilirmişsin,
onlardan bazılarını bana da öğret de ben de
başkalarını susturabileyim." Câhiz:
"Bu bir kabiliyet işi," diyerek adamı ikna etmeye
çalışır. Yalnız ne kadar uğraştuysa da
adamı ikna edemeyip, sonunda şöyle sorar:
"Peki nasıl bir susturucu cevap istiyorsun, söyle
bakalım?" O şahıs sevinerek hemen şu
soruyu sorar:
"Meselâ; bana birisi 'aptal adam' dedi.
Böyle bir durumda benim ona ne demem gerekir?"
Câhiz şöyle verir cevabını: "Ne diyeceksin
ki; doğru söylüyorsun, hakkın var, dersin."
75.
ŞEYTANIN RESMİ
"Sizinle bir işim var benimle gelir misiniz,"
dedi. Ben de kendisine yardımcı olmak amacıyla
onunla birlikte gittim. Kendisiyle birlikte bir
kuyumcu dükkanına gelince kuyumcuya:
"İşte bunun gibi," deyip oaradan ayrıldı. Bundan
hiçbir şey anlamadığım için kuyumcuya
neler olup bittiğini sordum. Kuyumcu da olayı
şöyle anlattı:
"Bu hanım bana gelerek yüzük taşına bir şeytan
resmi yapmamı istedi. Ben de kendisine,
ben hiç şeytan görmedim ki bir örnek getir de
yapayım" dedim.
O da sizinle gelip şöyle dedi: "İşte bunun
gibi."
76.
CEHENNEME GİDECEK DEĞİLİM
evine davet ederek, hizmetçilerine zehirletmişti.
Şair, az sonra zehirlendiğini anlayınca kalkıp
evine gitmek istemiş. Ebu'l-Hüseyin ona:
"Ey Üstad, nereye gidiyorsun?" diye sormuş. O
da:
"Göndermek istediğin yere," diye cevap vermiş.
Ebu'l-Hüseyin bir istekte bulunarak
şöyle demiş: "Öyle ise babama selâm söyle."
Şair, şöyle diyerek bu isteği yerine
getiremeyeceğini ima etmiş: "Cehenneme
gidecek değilim."
77.
TEKRAR SORMANIN MANASI
Ve Cüneyd-iBağdâdi'ye (r.a.):
"Münker ve Nekir'in suallerine nasıl cevap verdin?"
diye sormuş.
"Hz. Cüneyd-i Bağdâdi şöyle anlatmış:
"O ki melek bana gelip: 'Men Rabbüke (Rabbin
kimdir?)' diye sordular. Ben de onlara
şöyle sordum: 'Allah Teâlâ benim ruhumu yaratıp
'elestü birabbiküm (Ben sizin Rabbiniz
değil miyim?)' diye sorduğu zaman, ben,
'Sen bizim Rabbimizsin' cevabını vermiştim.
Şimdi sizin bu soruyu tekrar sormanızın manası
nedir?"
78.
DOKTORA HASTA GÖNDERMİŞİM
göndermişti. Mecusi olan doktor hastasına:
"Bir isteğin var mı? Ne istiyorsun?" diye sordu.
Hz. Şibli şu isteğini söyledi:
"Senin Müslüman olmanı istiyorum." Doktor:
"Peki ben Müslüman olursam sen iyileşip hasta
yatağından kalkacak mısın?" diye sorunca
da ondan şu cevabı aldı: "Evet."
Mecusi doktor bunun üzerine Müslüman olduğunu
açıkladı. Doktorun Müslüman olduğunu
işiten Hz. Şibli hasta yatağından kalkıp iyileşti.
BU haber halifeye iletildiğinde ise halife şöyle
dedi: "Ben hastaya doktor gönderdiğimi
zannetmiştim, oysa doktora hasta göndermişim."
79.
ARASINDAKİ FARK
gerçekleştirdiğinde ona, saltanatları arasında
ne gibi bir farkın olduğunu sormuş.
Hz. Mevlânâ söz konusu soruya şu cevabı vermiş:
"Senin saltanatın gözlerin açık olduğu müddetçe
vardır. Oysa benim saltanatım,
gözlerimi kapadığımda başlar."
80.
O ZAMAN GÖR KARDEŞLİKLERİNİ
dolaş uyuduklarını görürler. O esnada müridlerinden
biri, bu güzelliği gıpta eder ve
şöyle der:
"Ne güzel bir kardeşlik örneği, keşke bütün insanlar
bundan ibret alsalar."
Mevlânâ Hazretleri tebessüm buyurarak şöyle karşılık
verir:
"Aralarına bir kemik atıver de o zaman gör kardeşliklerini."
| Anasayfaya dön | Konulara dön |
| Sadakat.Net©İslami web hizmetleri | |
| Anasayfaya dön | Konulara dön |
| Sadakat.Net©İslami web hizmetleri | |