01. Bölüm - 02. Bölüm - 03. Bölüm - 04. Bölüm - 05. Bölüm - 06. Bölüm - 07. Bölüm
08. Bölüm - 09. Bölüm - 10. Bölüm - 11. Bölüm - 12. Bölüm - 13. Bölüm - 14. Bölüm
15. Bölüm - 16. Bölüm

71.  ONU  KIRK  YILDIR  ARIYORUM Bâyezid-i Bistami'yi tanımayan birisi, ona gelip:
"Ben Bâyezid-i Bistami'yi arıyorum, nerede bulabileceğimi bana söyler misiniz?"
diye sormuş. Aranılan kişi kendisi olmasına rağmen soru soran şahsa şu cevabı vermiş
Bâyezid-i Bistami:

"Ben onu kırk yıldır arıyorum; ama bir türlü bulamıyorum ki." ***
72.  NE  ZAMANA  KADAR?
Büyük mezhep imamlarından Ahmed bin Hanbel, ak sakallı biri olduğunda bile elinden
kalemini ve mürekkebini hiç bırakmamış. Yaşlandığında onun bu hâlini gören biri:

"Ey Ebu Abdullah! İlim açısından oldukça bilgilisin. Hal böyle olmakla beraber elinden
hâlâ kalemini ve mürekkep şişesini hiç düşürmüyorsun. Bu ne zamana kadar böyle devam
edecek?" diye dormuş.

Ahmed bin Hanbel şöyle cevaplandırmış bu soruyu:   "Mezara kadar!" ***
73.  DEVASI  OLMAYAN  DERT
İbn-i Sina'ya:
"Dünyada devâsı olmayan bir dert var mı?" diye sorduklarında ondan şu cevabı almışlar:

"Derdin devâsızı, iyinin kötüye muhtaç olmasıdır." ***
74.  DOĞRU  SÖYLÜYORSUN, DERSİN
Bir gün Câhiz'e biri gelerek demiş ki:
"Sen çok susturucu cevab bilirmişsin, onlardan bazılarını bana da öğret de ben de
başkalarını susturabileyim."  Câhiz:

"Bu bir kabiliyet işi," diyerek adamı ikna etmeye çalışır. Yalnız ne kadar uğraştuysa da
adamı ikna edemeyip, sonunda şöyle sorar:
"Peki nasıl bir susturucu cevap istiyorsun, söyle bakalım?" O şahıs sevinerek hemen şu
soruyu sorar:

"Meselâ; bana birisi 'aptal adam' dedi. Böyle bir durumda benim ona ne demem gerekir?"
Câhiz şöyle verir cevabını:  "Ne diyeceksin ki; doğru söylüyorsun, hakkın var, dersin." ***
75.  ŞEYTANIN  RESMİ
Câhiz başından geçen ilginç bir olayı şöyle anlatır: Günün birinde bir kadın bana gelerek:
"Sizinle bir işim var benimle gelir misiniz," dedi. Ben de kendisine yardımcı olmak amacıyla
onunla birlikte gittim. Kendisiyle birlikte bir kuyumcu dükkanına gelince kuyumcuya:

"İşte bunun gibi," deyip oaradan ayrıldı. Bundan hiçbir şey anlamadığım için kuyumcuya
neler olup bittiğini sordum. Kuyumcu da olayı şöyle anlattı:

"Bu hanım bana gelerek yüzük taşına bir şeytan resmi yapmamı istedi. Ben de kendisine,
ben hiç şeytan görmedim ki bir örnek getir de yapayım" dedim.
O da sizinle gelip şöyle dedi:  "İşte bunun gibi." ***
76.  CEHENNEME  GİDECEK  DEĞİLİM
Emevi Halifesi Muted'in vezirlerinden Ebu'l-Hüseyin, kendini hicveden şair İbni'r-Rumi'yi
evine davet ederek, hizmetçilerine zehirletmişti. Şair, az sonra zehirlendiğini anlayınca kalkıp
evine gitmek istemiş. Ebu'l-Hüseyin ona:

"Ey Üstad, nereye gidiyorsun?" diye sormuş. O da:
"Göndermek istediğin yere," diye cevap vermiş. Ebu'l-Hüseyin bir istekte bulunarak
şöyle demiş:  "Öyle ise babama selâm söyle."  Şair, şöyle diyerek bu isteği yerine
getiremeyeceğini ima etmiş:   "Cehenneme gidecek değilim." ***
77.  TEKRAR  SORMANIN  MANASI
Büyük zatlardan biri Cüneyd-i Bağdâdi (r.a.) vefatından sonra rüyasında görmüş.
Ve Cüneyd-iBağdâdi'ye (r.a.):
"Münker ve Nekir'in suallerine nasıl cevap verdin?" diye sormuş.
"Hz. Cüneyd-i Bağdâdi şöyle anlatmış:
"O ki melek bana gelip: 'Men Rabbüke (Rabbin kimdir?)' diye sordular. Ben de onlara
şöyle sordum: 'Allah Teâlâ benim ruhumu yaratıp  'elestü birabbiküm (Ben sizin Rabbiniz
değil miyim?)' diye sorduğu zaman, ben,  'Sen bizim Rabbimizsin' cevabını vermiştim.
Şimdi sizin bu soruyu tekrar sormanızın manası nedir?" ***
78.  DOKTORA  HASTA  GÖNDERMİŞİM
Devrin Halifesi Hz. Şibli'nin hastalandığını duyunca onu tedavi etmesi amacıyla bir doktor
göndermişti. Mecusi olan doktor hastasına:
"Bir isteğin var mı? Ne istiyorsun?" diye sordu. Hz. Şibli şu isteğini söyledi:

"Senin Müslüman olmanı istiyorum." Doktor:
"Peki ben Müslüman olursam sen iyileşip hasta yatağından kalkacak mısın?" diye sorunca
da ondan şu cevabı aldı:  "Evet."
Mecusi doktor bunun üzerine Müslüman olduğunu açıkladı. Doktorun Müslüman olduğunu
işiten Hz. Şibli hasta yatağından kalkıp iyileşti. BU haber halifeye iletildiğinde ise halife şöyle
dedi:  "Ben hastaya doktor gönderdiğimi zannetmiştim, oysa doktora hasta göndermişim." ***
79.  ARASINDAKİ  FARK
Selçuklu Sultanlarından biri Mevlânâ'yı ziyaret etmek istemiş. Bu ziyeretini
gerçekleştirdiğinde ona, saltanatları arasında ne gibi bir farkın olduğunu sormuş.
Hz. Mevlânâ söz konusu soruya şu cevabı vermiş:

"Senin saltanatın gözlerin açık olduğu müddetçe vardır. Oysa benim saltanatım,
gözlerimi kapadığımda başlar." ***
80.  O  ZAMAN  GÖR  KARDEŞLİKLERİNİ
Mevlânâ Hazretleri, müridleriyle birlikte bir gün yolda giderken birkaç köpeğin sarmaş
dolaş uyuduklarını görürler. O esnada müridlerinden biri, bu güzelliği gıpta eder ve
şöyle der:

"Ne güzel bir kardeşlik örneği, keşke bütün insanlar bundan ibret alsalar."
Mevlânâ Hazretleri tebessüm buyurarak şöyle karşılık verir:

"Aralarına bir kemik atıver de o zaman gör kardeşliklerini."
Anasayfaya dön Konulara dön
Sadakat.Net©İslami web hizmetleri
Anasayfaya dön Konulara dön
Sadakat.Net©İslami web hizmetleri
Anasayfaya dön Konulara dön
Sadakat.Net©İslami web hizmetleri