Fıkıh Köşesi
FISK VE FASIKLIK
- Ayrıntılar
- Kategori: Fıkıh Köşesi
- Gösterim: 4522
FISK VE FASIKLIK
Soru: "-Haftanın belirli günlerinde tefsir dersleri yapan, bir grup arkadaş adına bu mektubu kaleme alıyorum. Geçtiğimiz hafta, fasık kavramı ve fısk cürümünün keyfiyeti üzerinde durduk. Bir eserde: "-Her fasık, kafir değildir. Ancak her kafir, mutlaka fasıktır" ifadesi, zihnimize takıldı. (..) Fısk ve fasık kelimesinin; lugat ve ıstılahi manalarını araştırırken, değişik yorumlarla karşılaştık. Harici mezhebine göre, fasık ile kafir arasında farkın olmadığını öğrendik, Mutezile mezhebine göre ise fasık; ne Müslüman, ne de kafirdir. Son haline itibar edilir.(..) Ehl-i sünnete göre; fıskın ve fasıkın keyfiyeti nedir? Fısk ile büyük günah arasındaki münasebet malumdur. Peki büyük günahın ölçüsü nedir? Günümüzdeki televizyon kanallarının durumunu biliyoruz. (..) Fasıkların verdiği haber ile amel edilebilir mi?" diyorsunuz,
CEVAP: Fısk; Arapça bir kelimedir ve "Fe-Se-Ka" fiilinden masdardır. Cahiliyye döneminde, daha ziyade bitkiler ve hayvanlar için kullanılmıştır. Deliğinden çıkıp zarar verdiği için fareye "füvevsık" denilir. Çoğulu "fevasık"tır.
Kaynaklar
Harici mezhebine göre iman; kalb ile tasdik, dil ile ikrar ve uzuvlarla ameldir. Amel olmadığı müddetçe imanın önemi yoktur. Dürri'l-Muhtar'da; haricilerle ilgili olarak şu hükümler kayıtlıdır: "Bunlar kendilerince hak olan bir tevilden dolayı Müslüman hükümdarın (Hz. Ali'nin) küfür ve batıl üzerinde bulunduğunu söyleyerek, onunla savaşmanın vacip olduğunu iddia eden ve biz ehl-i sünnetin kanlarını, mallarını almayı ve kadınlarını esir etmeyi helal gören, Peygamberimiz Efendimizin ashab-ı kiramını küfre nisbet eden, asker ve kuvvet sahibi bir taifedir." Bazı haricilere göre "İster büyük, ister küçük olsun, günah işleyen herkes kafirdir". Bu anlayış günümüzde de değişik biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Mu'tezile mezhebine göre: "Fasık olan kimse, ne Müslümandır, ne kafirdir. İkisinin arasında bir menzil vardır (El menzile beyne'l menzileteyn). Fasık olan kimse; tevbe etmeden ölürse kafir, tevbe ederek ölürse Müslüman muamelesine tabi tutulur" Bunlar ehl-i sünnetin dışındaki fırkalardır. Bu tesbitten sonra; "fasıkların verdiği haber ile amel edilebilir mi?" sualine gecebiliriz: Kur'an-ı Kerim'de: "Ey iman edenler!.. Eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu tahkik edin. (Aksi takdirde) bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz." (El Hucurat Suresi: 6) hükmü beyan buyurulmuştur. İmam-ı Kurtubi: "Fasık olduğu kat'i olarak tesbit olunan kimsenin haberleri geçersizdir, kabul edilemez. Çünkü haber emanettir. Fısk ise, haberin iptalinin (geçersiz olmasının) delilidir." (6) şeklinde tefsir etmiştir. Aynı konuda İmam-ı Cessas'ın tefsiri şudur: "Ayette geçen "tahkik edin" emri, fasıkın şehadetinin ve ulaştırdığı haberlerin kabul edilmemesinin delilidir. Çünkü şahidlik, bildiğini haber vermekten ibarettir. Fasık olan kimsenin şahidliği kabul edilmediği gibi, diğer hususlardaki haberleri de kabul edilmez."(7) İslam fıkhına "irtica", Müslümanlara da "mürteci" vasfını layık gören televizyon kanallarının hiçbir haberi ile amel edilemez. Bunların haberlerini tahkik etmeye de gerek yoktur. Diger televizyon kanallarının haberlerini, tahkik ederek kabul etmek mümkündür. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.
(1) Ragıp el Isfahani - El Müfredat - İst: 1986 Sh: 572.
(2) Fahrüddin-i Razi- Mefatihu'l Gayb (Tefsir-i Kebir) Ank: 1988 C:3 Sh: 29
(3) İmam-ı Zebidi- Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi -Ank: 1975 C: 12 Sh: 137.
(4) İbn-i Abidin- Reddü'l Muhtar- İst: 1982 C: 2 Sh: 408.
(5) Şeyh Nizamüddin ve Heyet- Feteva-ı Hindiyye- Beyrut: 1400 C:3 Sh: 540
(6) İmam-ı Kurtubi- El Camii Li Ahkami'l Kur'an- Kahire: 1967 C: 16 Sh:316.
(7) İmam-ı Cessas- El Ahkamu'l Kur'an- Beyrut: 1335 C: 3 Sh:39