Yaşadığımız ve ne kadar süreceğini bilemediğimiz bir ömrümüz var... Çoğu zaman bunun elimizden her an uçup gidebilecek bir şans olduğundan habersiz, lüzumsuz işler ve lüzumsuz telaşlarla yoruyoruz kendimizi... Zaman geçiyor; karşı çıkamıyoruz... Ölüm gelecek; ne zaman, bilemiyoruz...Dolu dolu ve doğru yaşamaktan başka çıkış yolu yok... Sözde hepimiz mutluluğun peşindeyiz. Ama dönüp bir bakalım geriye; mutlu olmak için ne yapmışız... Bütün yaptığımız, günün birinde mutlu olabilmek için zamanı hoyratça harcamak...
Hormonlu bir dünyada yaşıyoruz. Sadece meyve, sebze hormonlanmadı... Vicdanı hormonlanmış insanlar, herşeyi hormonladı. Varlık şişti, gelişti, gösteriş kazandı; ancak tadı, tuzu, kıvamı kalmadı.
Peygamberlerin hayatı bize hem ufuktur, hem de umuttur...
Başından sonuna; çiçek seralarından güzel, hazine sandıklarından kıymetli bir mazinin çocuklarıyız. İşte bu hakikati kimin bilmesi gerekiyor? Çocuklarımızın!..
Bir zamanlar, ülkelerin birinde yaşlı bir kral varmış. Bu kralın çocuğu olmamış. Yaşlandıkça kendi yerine kimi bırakacağını düşünmeye başlamış. İyilik sever, dürüst, doğruluktan ve doğrulardan sapmayan biri kendisinden sonra kral olsun istiyormuş. Bunun için şöyle bir yol izlemiş:
Kalbini ayna eyle, parlak ve candan bir ayna. Oraya bakanlar, seni sadece seni görsün olduğun gibi. Sen yalnız kendine ayna ol. Başkalarına nasıl ayna olunacağını, onlara, dışarıdan nasıl göründüklerini ve yüzlerinin hâlini göstermeye çalışarak yorma kendini. Nasibi olan; ayna olmaya meyli, niyeti, istidadı olan, sen istemesen de seni görünce: “İşte böyle bir ayna olmalı” deyip can evinde, ocağını kendisi kurup; kumu cama kalbedecektir.
Akşam oldu...
Konuşmak kolay, yazmaksa zor. Söz uçar gider, yazı kalır. Sözün kusuru fazla görülmez, yazının kusuru göze batar. Söz inkâr edilebilir ama yazı ortadadır.
Bu adam ne düşünüyor böyle, yıllardır?.. Havuzun başında. Eğilmiş. Bir eli çenesinde... Dünya giysilerini çıkarıp düşüncelerini giymiş gibi! Ayağı altında su şırıltıları...
Bahar, yalvarırım çek git işine!..
Hadi bir çizgi çizin. Kâğıda, duvara, suya, toprağa, havaya... Herhangi bir yere bir çizgi çizin; eğri büğrü, dümdüz, yamuk, zikzaklı, dolaşık veya her nasılsa...