Asla basite alınmaması icap eden mühim bir meseleyi üçüncü defadır ele alıyoruz.İbâdetlerini yerine getirmek için tamamen iyi niyetle tabure ve sandalyede namaz kılanların bilgisi olmasa da, bu memlekette câmilerin sandalyeyle dolması için çırpınan art niyetli kimseler varolageldi.
Planları şu: Cemaat sandalye ve tabureleri görmeye alışıp tepki göstermez hale geldikten sonra, sandalye ve tabureleri de kaldırıp câmilere sabit koltuklar yerleştirmek. O zaman hiç itiraz olmayacaktır, çünkü sandalye yerine yumuşak koltukta oturmak daha rahat...
Muhterem Müslümanlar!
Tarihi kaynaklar incelendiğinde Hz. İsa'nın doğum tarihine dair kesin bir bilgiye rastlanılmamaktadır. Bu konuda, farklı rivayetler olup, Hıristiyan kaynaklarında da farklı tarihler yer almaktadır. .jpeg)
İnsana verilen her bir nimet, aynı zamanda bir imtihan vesilesidir. İnsan bunlardan sorguya çekilecek, hesap verecektir. Mal-mülk, evlad-u ıyal, sağlık, gençlik… böyledir. Tıpkı bunun gibi, insana verilen organların her biri de bir emanettir ve insan o organları vasıtasıyla yapıp ettiklerinden de sorguya çekilecektir. Yüce Kitabımız'da şöyle buyurulur: "Biz ona (insana) iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi?" (90/el-Beled, 8-9)
Müslümanların kurtulması için bilinmesi ve hayata geçirilmesi gerekli çare ve çözümleri, Millî Gazete'deki yirmi yıla yaklaşan yazı hayatım esnasında aklımın erdiği nispette nâçizâne kaleme alıp açıklamış bulunuyorum.
Fırat Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Eski Dekanı Prof.Dr Şaban Kuzgun'un 1998 yılında sunmuş olduğu tebliğ.Günümüzde yaşanan hadiseler ele alınmış.
"Başıma gelenlere razı olup onları kabullenirsem, o zaman mücadele edemem ki. Olumsuz şeyler hep olmaya devam ederler" dediğinde uyanıyorum ancak.
İnsan, aklına ve vicdanına aykırı davrandığında yani hata yaptığında huzursuz olur, kendini kötü hisseder, içinde hiç anlam veremediği bir bunaltı ve sıkıntı ortaya çıkar. Vicdanı rahatsızdır, içinde bir sıkıntı yılan gibi kıvrılır ve huzurunu alıp götürür... Neden yaptım, keşke yapmasaydım türünden yakınmalarla kendisini affedecek bir varlığa sığınma ve halini arz etme ihtiyacı içinde olur.
Önceki yazılarımızda, “Sandalyede namazın câiz olup olmayacağından” bahsetmiştik. Kanal bilmem kaç televizyonunda konuşan bir profesör, “Bazıları, sandalye konulursa câmiler kiliseye benzer; sandalyede namaz olmaz diyorlar. Olur, kılınabilir” diyerek meseleyi tek cümlede hallediverdi.
Dua her zaman yapılır, fakat bazı vakitlerdeki dualar daha çok kıymetlidir... Mesela; cuma gecesi, seher vaktinde, hastalık halinde, farz namazlardan sonra, kırık kalble ve seferde iken yapılan dualar makbuldür...