Nişantaşı ne zaman sosyetenin merkezi oldu?
- Ayrıntılar
- Kategori: Tarihi Bilgiler
- Gösterim: 2712
Bir dönem İstanbul sosyetesinin merkezi olarak bilinen Nişantaşı 150 yıl önce ormanlık bir alandı. Yalnız Vişnezade ve Valideçeşme adında iki küçük mahallesi vardı.
Maçka’dan Teşvikiye Camii’ne kadar fundalık ve bostanlıklar bulunuyordu. III. Selim zamanında bir nişan yeri yapılarak talimhane yaptırılmıştı. İstanbul halkının çilek ihtiyacını karşılamak için Şişli tepelerine kadar çilek tarlaları bulunuyordu. Sultan selim zamanında yaz günlerinin belirtisi olarak çilek festivalleri düzenlenmiş, halka bedava çilek meyvesi dağıtılmıştı.
II. Mahmut döneminde çilek İstanbul’un meyvesi olarak şöhret bulmuş, İstanbul’a gelen misyon şefleri yazın ilk aylarını bu bölgede geçirmeye başlamışlardı. II. Mahmut yabancıların isteği üzerine çilek mevsiminde düzenlenen festivali kaldırarak halkın bu mevsimde Nişantaşı’na girmesini yasaklamıştı. Bunun üzerine halk tepki olarak Balmumcu ve Arnavutköy yamaçlarındaki tarlalarda çilek ekimi yapmışlardı.
İNGİLİZ SEFİRİNE NİŞANTAŞI ÇİLEĞİ HEDİYE EDİLDİ
Nişantaşı’nda yetişen çilek diplomasiye de girmiş İngiliz sefirine verilen nişaneler arasında çilek de yerini almıştı.
Tanzimat Fermanı’ndan sonra Avrupalı devletlerin Babıali ye baskısı artmış 1856 Paris barış kongresi’nden sonra İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı Devleti hakkındaki anlaşmazlıkları su yüzüne çıkmaya başlamıştı. İngiliz büyükelçisi Sadrazam Ali Paşa ve Hariciye nazırı Fut Paşa’nın görevde kaldığı müddetçe İngiliz çıkarlarına hizmet etmeyeceğini bu nedenle görevden alınmalarını istiyordu. İngiliz sefiri Lord Stradford, Sultan Mecid’in huzuruna çıkarak Ali ve Fuat paşaların azlini istemiş Reşit Paşa’nın tekrar sadarete getirilmesini istemişti.
Padişah, İngiliz elçisinin bu isteği üzerine Ali ve Fuat Paşa’yı görevden almış, Reşit Paşa’yı sadrazamlığa getirmişti. İngiltere padişahın bu davranışından oldukça memnun olmuş, İngiltere kraliçesi Viktorya bir jest olarak ilk defa bir padişaha türk- İngiliz dostluğunun göstergesi olarak kraliyet nişanı vermişti.
Sultan Mecid’de bu jeste karşılık olarak İngiliz sefirine kıymetli mücevherlerle birlikte bir sepet dolusu Nişantaşı çileği hediye edilmişti. Bu çileklerin İngiltere’ye ulaşıp ulaşmadığını bilmiyoruz ama İngiliz sefiri Stradford’un hediyeler içinde en beğendiğinin bu çilekler olduğunu Mustafa Reşit Paşa’ya söylemesi Fransa merkezli bir diplomasiden İngiliz çıkarlarına göre bir diplomasiye geçildiğini söyleyebiliriz.
DEVLET TARAFINDAN İNŞA EDİLDİ
Nişantaşı’nda ilk büyük yerleşme Teşvikiye mahallesinin Sultan Mecid tarafından kurulması ile başlamıştır. Sultan Mecid, batı tarzında fakat Müslümanlarında yaşadığı bir mahalle teşkil ettirmek için apartman şeklinde modern binaların devlet eliyle yapılmasını isteyerek bugünkü Teşvikiye mahallesinin temellerini atmıştır. İstanbul’da özel bir yere sahip olacak Nişantaşı’nda yalnız Osmanlı bürokratları oturacağı için binalar devlet imkanlarıyla yaptırıldı. Burada kimlerin oturacağına padişah karar verecek halktan birinin ev yapmasına müsaade edilmeyecekti. Binalar için iki Fransız mimar getirilmiş, Ermeni ve Rumların yapı inşaatındaki brikimden faydalanmak için özellikle Ermeni ve Rum ustalardan faydalanılmıştı.
Semte ayrıca küçük bir camide yaptıran Sultan Mecid, mahalleye Teşvikiye adını da bizzat kendisi vermişti. Bu semt aynı zamanda modernleşmenin bir örneği olacağı için açılacak dükkanlar batı standartlarına ve isimlerine göre olmalıydı. Bu arzusunu gerçekleştirmek için Rum ve Ermeni meslek sahiplerinin bu bölgede işyeri açması için devlet desteğinin sağlanacağı belirtilmişti Takvim-i Vekayi’de…
Sultan Mecit, nişantaşı2nın ne tam anlamıyla Pera’da olduğu gibi bir gayrimüslim mahallesi ne de Müslümanlara ait bir mahalle olmasını istemediği için ev yaptırmaları irade- i seniyye ile kısıtladı. Sadrazam başta olmak üzere yüksek devlet erkanını burada konak yaptırmasını isteyerek apartman ve konakların bir arada olabileceği Tanzimatın ruhuna uygun bir mahalle inşa ettirmek istemişti.
Sultan Abdülaziz ve Abdülhamit dönemlerinde Nnişantaşı’nda bir çok konak ve apartman yapıldı ve hem yönetici elit sınıfın hem de yeni zenginlerin oturduğu bir bölge haline geldi Nişantaşı. İttihatçılar döneminde de Nişantaşı sosyetenin mahallesi olmaya devam etti. Cumhuriyet idarecileri de bu geleneğe uyarak bu semtteki birçok apartman ve konağı satın alıp oturmaya devam ettiler.
Dünya Bülteni / Tarih Servisi