Küçüklüğümüzde hep nasihat dinledik. "Sakın şöyle yapma, başkaları ayıplar, komşu bizi kınar, el alem ne der diyerek bize insanların hayatımızdaki etkilerini gösterdiler. O günlerde, çevremizdeki insanları bir ayna gibi izledik ve davranışlarımızı kontrol ederek onların tepkilerini çekmemeye gayret ettik. Yani daha hayatın başında anladık başkalarının bizimle ilgili düşüncelerinin önemli olduğunu.Çevremizdeki insanlar bazen canımızı sıksalar da çoğu zaman uyarılarıyla kendimizi görmemizi sağlıyorlardı. İç dünyamızda bizi yönlendiren güç unsurlarıyla işbirliği yapıp bir asker gibi bekliyordu başımızda insanlar.
Tolerans, kimi zaman bireylerin karakterlerindeki erdem olarak düşünülse bile, kimi zaman da sizi tüketen ve üzen durumlar oluşturabilir. Ayrıca bir o kadar da ufak ve önemsiz gözüken durumlardır. Sızıntı yapan bir musluk, inik bir araba lastiği ya da ulaşmak istediğinizde hep kapalı olan cep telefonları.
Bazen insanlar bana sorar "Neden karşımda ki kişinin yanlış bir şey yaptığını, beni üzdüğünü, beni rahatsız ettiğini söylemem gerek, bunu söylemek neyi değiştirir ki?" Bu soruda kişinin geçmiş tecrübelerine dayanan bir çıkartma vardır.
Hayata olumsuz yönünden bakmanın etkileri, nedenleri ve çözümleri... Karamsarlık, Kötümserlik yada Olumsuzluk davranışlarımı nasıl etkiler?
Herkesi memnun etmek isteyip de kimseyi memnun edemediğini düşünenlere, yorulanlara birkaç öneri...
Son birkaç haftada Batı'dan gelen üç haber, ürpertici bir insanlık tablosu çiziyor!
Dinlemekte en önemli şey o anki ruh halimizdir. Fırsatımız varsa kendimizi gözden geçirip eğer uygun değilsek karşımızdakine bu konuşma için uygun bir ruh halinde olmadığımızı söyleriz. Şartlar uygun değilse bize aktarılanları tarafsız bir şekilde kayda alır daha sonra tekrar gözden geçirebiliriz. Hayatta bizi meşgul eden çok şey vardır. Yapılan rutin işlerin, alışkanlıklarımızın dinlememizi sekteye uğratan birçok meşguliyetimizin dinlememize engel olmasına müsaade etmemeliyiz.
Bu çağın en önemli hastalıklarından birisi de her şeyin anlamını yitirmesi, yani anlamsızlık hastalığıdır. İnsan, genelde bir şeyleri kaybetmeden, bozulmadan veya elinden çıkma tehlikesi olmadan, sahip olduklarının kıymetini bilememektedir. Öyle ki, kendi vücudundaki organları bile ancak hasta olduğu zaman fark edebilen insan, hayatında yaşadığı duygusal problemler, psikolojik hastalıklar ve temelde mânevî hastalıklar dediğimiz haller sayesinde de aslında kendi mahiyetinin farkına varmaktadır. Yani bedenî sağlığını kaybedince maddî vücudunun kıymetini, mânen hastalanınca da insanlık mahiyetinin farkına varabilmektedir.
Kızılderililer atlarıyla bir yerden başka bir yere giderken ara sıra durup hep birlikte yere iner ve otururlarmış. Sebep olarak da “ruhlarımızın yaratılışı bu kadar hıza alışık değil, biraz soluklanalım da ruhlarımız bize yetişsin” derlermiş.
Yedi yaşındaki Sanat Arat'ın şirin davranışlarını gören ev tatlıları yapan girişimci bir hanım, "Büyüyünce sen ne olacaksın?" diye soruyor.
Normal nedir? Bir uygulamanın yaygın olması, bu uygulamanın normal olduğunu mu gösterir? Herkesin trafik kurallarını yaygın bir şekilde ihlal etmesi, trafik kuralı ihlalinin normal olacağını mı gösterir?